Bu işletmede patron-işçi yok, kadın birlikteliği var

04.04.2018

572 Kişi Okumuş

0 Yorum

Tandırda yöresel ekmek ve börek çeşitlerinin pişirildiği dükkanın işletmecisi İpek Arslan, iş yerinde patron-işçi ilişkisi olmadığını belirterek, birlikte üretip kazandıklarını kaydetti.

Hatay’ın Samandağ ilçesi Yeşilada Mahallesi’nde bir yıl önce 3 çocuk annesi 38 yaşındaki İpek Arslan tarafından açılan iş yeri, birçok kadın için de istihdam kapısı oldu. Yöresel tandır ekmeğinin pişirilip satıldığı bu iş yerini diğer iş yerlerinden ayıran en önemli özellik ise patron-işçi ilişkisinin olmaması.
Yanında çalışan kadınlarla aralarında patron-işçi ilişkisinden ziyade arkadaşlık ilişkisi olduğunu belirten Arslan, iş yerinin kendileri için sadece para kazanma yeri olmadığını, aynı zamanda kaynaşma alanı olduğunu söyledi. Yaptıkları ekmeklerin tamamıyla doğal ve içerisinde hiçbir katkı maddesinin olmadığını kaydeden Arslan,  tandır ekmeğinin yanı sıra yörelerine ait biberli, katıklı ekmek ile ıspanaklı, lorlu börekleri de açıp tandırda pişirdiklerini ifade etti. Arslan, tandır ekmeğinin hazırlanma aşamasını ise şöyle anlattı: “Tamamıyla doğal olan unumuz Antakya’dan geliyor. Unumuz geldikten sonra mayası ve suyuyla birlikte makinede yoğuruyoruz. Daha sonra hamuru biraz bekletiyoruz. Hamur daha sonra bezeler haline getirilerek kasalara konuyor. Sonrasında da tandırlarımızı yakıyoruz, közler hazır olunca bekletilerek kıvamına gelen hamuru açarak ekmekleri ya da böreklerimizi yapıyoruz. Hamuru açan, yapıştıran ve çıkartan olarak kendi aramızda iş bölümü yapıyoruz.”
‘İŞİMİZİ ZEVKLE YAPIYORUZ’ 
Kullandıkları malzemelerin pahalı olmasından kaynaklı verdikleri emeğin karşılığını alamadıklarını dile getiren Arslan, “Kazancımız çok cüzi bir miktardır. Çünkü yaptığımız ekmeğin getirisi fazla yok, bizim tandırda yaptığımız ekmek, fırın ekmeğine göre çok uğraştırıcı ve masraflıdır. Biz kalın odunlar kullanmak zorunda kalıyoruz. Tandır ekmeğinin en lezzetlisi taş tandırda ve közde olanıdır. O közleri elde etmemiz için kalın odunlar kullanmamız lazım. Tandırdaki ateş bittikten ve közler oluştuktan sonra ekmek yapmaya başlıyoruz. Bundan kaynaklı da çok odun tüketmek zorunda kalıyoruz. Bu işin özelliği budur. Özellikle unun pahalı olması bizleri çok etkiledi. Birkaç aydır un inanılmaz pahalıya geldi. Anlayacağınız; burada çalışan kadınlar olarak yeterince kazanamazsak da işimizi zevkle yapıyoruz” diye konuştu.
‘ÇOK ZAHMETLİ’
Tandırda ekmek yapmanın aynı zamanda çok zahmetli bir iş olduğunu aktaran Arslan, bundan kaynaklı insanların tandırla uğraşmadığını söyledi. Arslan, “Eskiden annelerimiz hep tandırlarda ekmek yapardı. Çok zahmetli olduğu için eskisi gibi evlerde tandır ekmekleri yapılmıyor. Eskiden her evin önünde bir tandır vardı. Mutlaka herkes kendi ununu kendisi üretip ekmeğini kendisi yapardı ve daha sağlıklıydı. Günümüzde insanlar kendilerini yormak istemiyor” ifadelerini kullandı.
‘TAŞ TANDIR KULLANIYORUZ’ 
Arslan, iş yerini açtıkları zaman olumlu tepkiler ile karşılaştıklarını belirtti. Tandır ekmeğinin özelliğinin  taze ve yumuşak kalması olduğunu ifade eden Arslan, “Evde uzun süre muhafaza ede bilme özelliği vardır. Bizim tandırlarımız başka işletmelerin tandırlarından farklı. Başka tandırlarda ateş ve tuğla kullanıyorlar. Ancak biz taş tandır kullanıyoruz. Tandırın özelliği taşları ile alakalıdır. Bizim masrafımız ondan kaynaklı da ikiye katlanıyor. Bunları neredeyse her yıl yenilemek zorunda kalıyoruz. Taşları hem daha pahalı hem de tandırların tekrardan yıkılıp yapılması baya masraflı bir iş” diye konuştu.
‘EV GEÇİNDİRMEK GİTTİKÇE ZORLAŞIYOR’
Kadınların genelde toplum tarafından çalışma yaşamından uzak tutulduğuna dikkat çeken Arslan, yanında çalışmaya başlayan kadınların neden daha önce çalışmadıklarından yakındıklarını belirtti. Kadınların toplumsal yaşamın her alanında aktif bir şekilde yer almasının önemine değinen Arslan, şöyle devam etti:  “Kadın ev işi yapıyor, çocuk bakıyor da neden başka işler yapamasın. Bence bir kadın ahtapot gibidir. Görünmeyen çok elleri ve kolları vardır. Bizi gören birçok kadın arkadaşım yanımızda çalışmak için talepte bulunuyor, bu da bize mutluluk veriyor. Bence kadının yeri ev değildir, tam tersi kadının eve kapatılması yanlıştır.”
Ülkede yaşanan ekonomik krizden kaynaklı bir aileyi anne ya da babanın tek başına geçindirmesinin mümkün olmadığını söyleyen Arslan, “Biliyorsunuz ülke ekonomisi kötüye gidiyor. Ev geçindirmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Eşlerin, çocuklarının geleceği için birlikte çalışması ve çaba sarf etmesi gerekiyor” dedi.
‘ÇALIŞIRKEN EĞLENİYORUZ’ 
Bir kadının emeğiyle kazandığını özgürce harcamasının mutluluk verdiği kadar özgüven de kazandırdığını ifade eden Arslan, “Bir kadının ürettiğini görebilmesi ve ürettiği ile ayakları üzerinde durabilmesi özgüven sağlıyor.  Ayrıca burada kendi aramızda günler de düzenliyoruz. Kazandığımız parayı bu şekilde de sosyal bir etkinlik olarak değerlendiriyoruz. Aynı zamanda burası biz kadınların kaynaşması için bir mekan oluyor. Bazen müşterilerimiz buradaki kadınları gülerken ya da kahkaha atarken görüyorlar, ‘Siz demek ki hiç yorulmuyorsunuz baksanıza nasıl gülüp eğleniyorsunuz’ diyorlar. Aramızdaki iletişimden kaynaklı ne kadar yorulduğumuzu anlayamıyoruz, çalışırken eğleniyoruz” diye belirtti.
Alican Gümüş\MınnınaHaber
İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz